12 Eylül`e ZAMAN AŞIMI YOK!

İNSANLIK SUÇU`NUN ZAMAN AŞIMI YOKTUR!

 

İNSANLIK SUÇU`NUN ZAMAN AŞIMI YOKTUR!

 

Utanç lekesi bir ülke yönetiminin alnından çıkmayacak en kahredici lekedir. Şimdiye kadar Türkiyede bu leke çokça kez yüzlere sürülmüş, arsızca ortalarda gezilmiş, yetmemiş üstü örtüldü sanılarak yenileri tekrarlanmıştır. Yaşadığımız dünyada hiç bir şey gizli kalmadı, kalmamıştır. Ve günü gelmiş hesabı sorulmuştur.

Her 12 eylül yıldönümünde birçok açıdan değerlendirme yapıldı. Biz 12 eylül ile birlikte insanlığa karşı işlenen suçları hatırlatmak istedik.

Ülkemizden önce Emperyalizmin suçunu belirleyelim: Emperyalizmin işlediği en büyük insanlık suçu dünya halklarını hala bağımsızlık, demokrasi, özgürlük gibi yalan kavramlarla oyalarken, baskı ve sömürü düzenini acımasızca sürdürmeye devam etmesidir. 12 Eylül Cuntasının arkasında da „bizim çocuklar başardı“ diyen Emperyalizm vardır.

İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar kavramı Uluslararası Hukuk`a 1945 yılında yapılan Nürnberg Mahkemeleri ile girmiştir. Alman Faşizmi`nin 2. Paylaşım Savaşı sırasında dünya halklarına karşı işlediği suçlar bu mahkemede yargılanmıştır. 2002 yılında Uluslararsı Ceza Mahkemesi Statü`sünün 7. maddesi İnsanlık Suçu`nu ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Türkiye bu Statü`ye taraf olmuş, imzalamış ama yürürlüğe koymamıştır.

Statü’ye göre “herhangi bir sivil nüfusa karşı yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlenen” aşağıdaki fiiller insanlığa karşı işlenen suç olarak kabul edilmektedir:

- Öldürme (md. 7/1-a);

- Toplu yok etme (md. 7/1-b);

- Köleleştirme (md. 7/1-c);

- Nüfusun sürgün edilmesi veya zorla nakli (md. 7/1-d) ;

- Uluslararası hukukun temel kurallarını ihlal ederek, hapsetme veya fiziksel özgürlükten başka biçimlerde mahrum etme (md. 7/1-e);

- İşkence (md. 7/1-f);

- Irza geçme, cinsel kölelik, zorla fuhuş, zorla hamile bırakma, zorla kısırlaştırma veya benzer ağırlıkla diğer cinsel şiddet şekilleri (md. 7/1-g);

- Her hangi bir tanımlanabilir grup veya topluluğa karşı, bu paragrafta atıf yapılan her hangi bir eylemle veya mahkemenin yetki alanındaki her hangi bir suçla bağlantılı olarak siyasi, ırkı, ulusal, etnik, kültürel, dinsel, cinsel veya evrensel olarak uluslararası hukukta kabul edilemez diğer nedenlerle zulüm (md. 7/1-h);

- Kişilerin zorla kaybedilmesi (md. 7/1-i);

- Apartheid (Irk ayrımcılığı) suçu (md. 7/1-j);

- Kasıtlı olarak ciddi ıstıraplara ya da bedensel veya zihinsel veya fiziksel sağlıkta ciddi hasara neden olan benzer nitelikteki diğer insanlık dışı eylemler (md. 7/1-k).

 

İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlarda zaman aşımı yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti Tarihi yalan yazanlarla, gerçekleri yaşayanlar arasında yaşandı hep! 12 eylül Cuntasını bugün ne alkışlayan ne de savunabilen kaldı. 12 Eylül Cuntası icraatleri ile tarih karşısında çoktan mahkum oldu.

Ama 12 Eylül Cunta`sının yarattığı anayasa, yasalar ve kurumlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeli olmaya devam etti. Halkın tepkisi karşısında kısmı rötuşlar yapılsa da esasta hiç bir değişiklik olmadı.

Bugün Cunta dönemlerinden aklımızda kalan, Türkiye halkına karşı derin insanlık suçları işlenmiş olmasıdır. Tarihimize damgasını vuran 1971 ve 1980 Cunta`ları halkımızın en değerli evlatlarını hunharca bir şekilde aramızdan alırken tarih onların şanlı direnişlerine sahne olmuştur. Askeri Diktatörlükler sırasında Öğrenci, Gazeteci, Akademisyen, Sendikacı, birçok insan hapishanelere dolduruldu, işkencelerden geçirildi, faili meçhul“ „kayıp“ adı altında katledildi. Sadece 1980 Cuntasında 650 bin kişinin gözaltına alınıp işkence görmesi, 50 idam, 300 gün yayın yapamayan İstanbul gazeteleri ve işinden atılanlar, yurdışına sürgüne gidenler şeklinde bu liste uzayıp gidiyor. Ve bir başka rakam da Cunta yönetiminin diğer yüzünü gösterdi: 1 ay içinde 1.002 ( bin iki ) güvenlik görevlisi ödüllendirildi.

 

Türkiye`nin İnsanlık Suçu tarihinde bir de katliamlar Tarihi var.

1978 Maraş katliamı 120 insanın öldürlmesine 200 evin yakılmasına, 1980 Çorum Katliamı 57 insanın öldürülmesine, yüzlerce insanın yaralanmasına, 1993 Sivas Katliamı 35 insanın öldürülmesine, 51 insanın yaralanmasına sebep oldu. Her katliamın arkasında devlet olduğu daha sonra ortaya çıkarıldı.

 

Bir de Hapishane katliamları var Türkiye tarihinde.

Ümraniye, Buca ve Diyarbakır hapishane katliamlarının ardından 19 Aralık 2000 Bayrampaşa Cezaevi Katliamı. Öyle vahşice ki devlet kendine emanet edilen insanlara „sizi kurtaracağız, battaniyeler atıyoruz, onlara sarilin“ deyip, kimyasal ilaç döktüğü battaniyeleri tutsaklara atarak diri diri yaktı.

Türkiye hapishaneleri hep birer işkence evi olmuştur. Türkiye iktidarları her zaman toplumsal muhalefeti önleyebilmek için hapishanelerde baskıya, işkenceye ve katliamlara başvurmuştur.

12 eylül bugün hapishanelerde en açık şekliyle yaşamaktadır.

12 eylül bugün emir komuta ile karar veren mahkemelerde devam etmektedir.

Tahliye edilen avukatları bile gece yarısı kararları ile tutuklayıp yüzlerce yıl ceza veren bir uygulama tam da 12 eylül cuntasının devamıdır.

İnsanlar yine 12 Eylül Cuntası dönemindeki gibi kaçırılıp aylarca gizli işkence merkezlerinde işkence görmektedir.

Böylesi insanlık dışı saldırılar yanlız yaşayanların değil, yanlız ülke insanın vicdanını değil bütün insanlığın vicdanını kanatır. İnsanlık her suçu affedebilir, sadece bir suçu affetmez. O da insanlık suçu olarak bildiği suçu. Bunun da ilk sırasında halklara karşı işlenmiş suçlar ve işkence gelir.

Unutulmaz! Affedilmez!

 

12 Eylül den bugüne Ülkemiz aynı zamanda bir direnişler ülkesi olmuştur. Direnenlerin ve en ağır bedelleri ödeyenlerin anılarına saygı ile...

Haberi paylaş

Benzer İçerikler

FAS

ULUSAL İNSAN HAKLARI KONSEYİNE GÖRE SİYASİ MAHKUM YOK!

Popüler Haberler

IRAK

AMERİKA`NIN BARIŞ VE DEMOKRASİ GÖTÜRDÜĞÜ IRAK KAYNIYOR

KADIN CINAYETLERI

EYLÜL AYINDA DEVLET 53 KADINI ÖLDÜRTDU

Diğer Başlıklar